Grup Konuşmaları
‘’Tüm siyasi partileri millî bir mutabakata davet ediyorum!’’
Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, sığınmacı problemine ilişkin "Bıçak kemiğe dayanmıştır. Milletin itirazlarına kulak vermek zamanıdır. Şimdi devletin, acil eylem zamanıdır." dedi. Tüm siyasi partileri milli mutabakata davet eden Genel Başkanımız yapılması gerekenleri 6 maddede sıraladı.
Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, 3 Temmuz Çarşamba günü partimizin TBMM grup toplantısında konuştu.
Madımak katliamında hayatını kaybedenleri rahmetle andığını söyleyen Genel Başkanımız; “Cumhuriyet her bir vatandaşımızı, milletimizin şerefli bir mensubu olarak eşitler. Dinimiz, mezhebimiz, kökenimiz ve rengimiz ne olursa olsun; milletine, devletine ve yasalara bağlı herkes kanun önünde eşittir. Bu bakımdan Madımak’ta saldırıya uğrayan yalnız Alevi vatandaşlarımız değil, Cumhuriyet’in bizatihi kendisidir. Bu elim olayın yıldönümünde, insanlarımızı katleden hain ve melun zihniyeti lanetliyor, benzer olayların bir daha yaşanmaması için etnik, dini, mezhepsel ve yahut sınıfsal gerilim üzerinden siyaset yapmakta ısrar edenleri uyarıyor, tarihten ders çıkarmaya davet ediyorum. Farklılıklarımız zenginliklerimizdir. Bizi ilgilendiren ayrılıklarımız değil, müştereklerimizdir. Bu cennet vatan hepimizindir ve öyle kalmaya da devam edecektir.” dedi.
‘’BİRÇOK ALANDA GÖRDÜĞÜMÜZ İHA’LARI, ORMAN YANGINLARINDA ETKİN BİR ŞEKİLDE KULLANMAK İÇİN DAHA KAÇ YANGIN BEKLEYECEĞİMİZİ BİLMİYORUZ’’
Ülke genelindeki orman yangınları üzerinden iktidara yüklenen Genel Başkanımız; “Bu tür yangınların havadan müdahale olmadan söndürülemeyeceğini her yıl acı şekilde öğrenip, bir yıl sonra unutan bir iktidarla daha ne kadar ormanımızı kaybedeceğimizin hesabını bilemiyoruz. Birçok alanda gördüğümüz İHA’ları, orman yangınlarında etkin bir şekilde kullanmak için daha kaç yangın bekleyeceğimizi bilmiyoruz. Cumhurbaşkanı’nın ve bakanların emrine, sayısı belirsiz özel jetler, filolar amade ederken, yıllardır yeterli sayıda yangın söndürme uçakları tedarik etmemelerini Vergimatik Mehmet’in tasarruf tedbirleriyle mi açıklıyorlar, bilmiyoruz.” ifadesini kullandı.
‘’VERGİMATİK MEHMET’İN DİĞER AÇIKLAMALARINA GİRMEYECEĞİM. ÇÜNKÜ ONUN DA GİDECEĞİ YER BİLİNİYOR.’’
Yaptığı kamu hizmetini zorunlu askerlik gibi gördüğünü söyleyen Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'e tepki gösteren Genel Başkanımız; "EYT, muhalefet yüzünden oldu diyen; gri listeden, Sayın Cumhurbaşkanı’nın gayretleri ile çıkıldı diyen zat söylüyor. Kur korumalı mevduat ile 818 milyar zarar ettirilen hazinenin bakanı söylüyor. Toplumu enflasyona ezdirmedik diyen zat söylüyor. Asgari ücret yüksektir, maaş zammına gerek yoktur diyen sözde bakan söylüyor. Bakıyor ama görmüyor. Enflasyonun yüzde 75 olduğu ülkenin hazine bakanı ifade ediyor bunları. Hem de elektriğe yüzde 38 zam yapılan hafta söylüyor. Vergimatik Mehmet’in diğer açıklamalarına girmeyeceğim. Çünkü onun da gideceği yer biliniyor.” şeklinde konuştu.
“SARAY BEYLERİ! UNUTTURAMAZSINIZ!”
Türkiye'nin gri listeden çıkmasına değinen Genel Başkanımız; “Ak Parti hep bir unutuluş halidir. 3 yıl önce gri listeye sokan Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarıdır. O gün bunu gururla savunur. Yok teröre yol vermedik o yüzden girdik derler. 3 yıl sonra gri listeden çıktık diye düğün bayram edip, bunu müthiş bir başarı olarak kabul ederler. Sokan kendileri, bu millete unuttururuz diye hayal ederler. Saray beyleri size sesleniyorum; unutturamazsınız! Çünkü burada milletin hafızası ve varlığını milletine adamış, milleti için unutturmamaya and içmiş biz varız! İyiler var, cesurlar var! Bu millete yaptığınız tüm kötülüklerin hesabını sormak için buradayız.” diye ekledi.
“ÇÖZÜME DİRENMEYİN! ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜ TEŞVİK ETMEYİN!”
Kayseri'de yaşanan sığınmacı gerginliği üzerinden iktidara seslenen Genel Başkanımız; “Zaman daralmaktadır. Siz çözümü görmezden geldikçe, yani sığınmacı ve kaçakları ülkelerine göndermeyi reddettikçe, Türk halkı kendi çözümünü bulmaya çalışacaktır. Siz çözüme ayak direttikçe, şiddeti çözüm olarak sunanlar da olacaktır. Ve yıllardır yürüttüğünüz yanlış politikaların bedelini; sadece çoluk çocuk, sadece vatandaşlarımız, sadece masumlar ödeyecektir. Sizleri buradan uyarıyorum. Çözüme direnmeyin! Çözümsüzlüğü teşvik etmeyin! Kendi acziyetinizi, devlete mal etmeyin! İdeolojik hezeyanlarınızın ve mezhepçi saplantılarınızın yenilgisini Türk milletine mal etmeye çalışmayın! Evet Saray beyleri! Bildiğinizi artık kendinize itiraf edin. Stratejik ve derin bir şekilde yenildiniz! Ama unutmayın ki; yenilen sizsiniz, Türk milleti dimdik ayaktadır ve asla mağlup edilemeyecektir!” değerlendirmesini yaptı.
“TÜRK MİLLETİ BU KAMBURU ATMAYA KARARLIDIR”
“Kardeşim Esad’tan, Zalim Esed’e; Zalim Esed’den, Sayın Esad’e” geçişin sonuçlarını sıralayan Genel Başkanımız şöyle devam etti: “Geldiğimiz noktada, Erdoğan ve Emevi Camii’inde namaz kılma hülyasına kapılan ihvancı, ensarcı avanesinin Türkiye’yi soktuğu malum Ortadoğu bataklığı macerasının neticesinde, Türkiye’nin bir mülteci kampı haline getirilmesi, ‘Hata yapmışız Allah bizi affetsin’ diyerek içinden çıkılabilecek bir iş değildir. Çünkü, Türk milleti bunalmıştır. Ne orman yangınını ne mutfak yangınını ne adalet yangınını, ne de milli gurur ve şeref yangınını söndürmeye niyeti olmayanlar onun devletine el koymuşlardır. Ve elbet onu geri kazanacaktır. Çünkü, Türk milleti öfkelidir; kendi vergisiyle, kazancıyla yapılan hastanelere gidememekten, mahallesindeki parkta oturamamaktan, kadınına, kızına göz diken sapıklardan öfkelidir. Ve kendi rızası olmadan sırtına yüklenen bu haksız ve ağır yükü Türk milleti daha fazla taşımayacaktır! Bu esaret zincirini kırmaya, bu kamburu atmaya kararlıdır.” dedi.
“ŞİMDİ DEVLETİN, ACİL EYLEM ZAMANIDIR”
"Bıçak kemiğe dayanmıştır. Milletin itirazlarına kulak vermek zamanıdır. Şimdi devletin, acil eylem zamanıdır. Bizim çağrımız da tam olarak budur." diyen Genel Başkanımız; 6 maddede yapılması gerekenleri anlattı. Genel Başkanımız; “İYİ Parti olarak önerdiğimiz ve gecikmeden hayata geçirilmesi gereken adımlarla tüm siyasi partileri bir milli mutabakat zeminine davet eden çağrımız; başta hükümet yetkilileri tarafından ciddiye alınmalıdır. Bu birliktelik, Türkiye’nin gerçek kurucu unsurlarını, aynı ruh ve kararlılıkla, yüz yıl sonra bir kez daha aynı demirin tavında birbirine perçinleyerek Türk milletini eşsiz bir yere taşıyacaktır. 21. yüzyılın mevcut ve potansiyel sorunları karşısında, onu çözümün tek adresi ve mimarı yapacak, gerçek bir milli mutabakat zemini yaratılacak, milli bir sinerji oluşturulacaktır. Ayrıca bu sayede, saray idaresi içerisinde, sayılarının hiç de azımsanmayacak miktarda olduğunu bildiğimiz, ekonomik, ideolojik, etnik veya kültürel sebeplerle söz konusu yıkım projesine ortak olanlar da by pass edilecektir. Yani saray hainlerden arındırılacaktır. Aksi halde milli egemenlik meselesi haline gelen bu sorun, daha vahim olayların öncüsü, daha büyük yangınların rüzgârı olacaktır.” ifadesini kullandı.
“BİLMEYEN DUYMAYAN VARSA TEKRAR SÖYLÜYORUM”
Genel Başkanımız, grup toplantısının sonunda şöyle konuştu: “Bilinsin ki İYİ Parti; iktidar yolundadır, iktidar olmak amacındadır. Dünümüz bizimdir, dünümüzü biliyoruz. Yarınlar bizimdir, milletin güzel yarınlarını planlıyoruz. Bilmeyen duymayan varsa da tekrar söylüyorum; adımız Türk milleti, övüncümüz Türkiye Cumhuriyeti’dir. Biz, Anadolu’muzun kardeşlik ocağıyız. Biz, milletimizin umudunu taşıyanlarız.
Bizim bir yeminimiz var: MİLLETİN YÜZÜNÜ AĞARTACAĞIZ.
Bizim bir sözümüz var: MİLLETİN ÜSTÜNE ÇÖKEN KARA BULUTLARI DAĞITACAĞIZ.
Bizim bir ahdimiz var: MUTLAKA BAŞARACAĞIZ!
Bizim bir kararımız var: ASLA YILMAYACAĞIZ!
Bir andımız var: O andı da hep birlikte içiyoruz. Haydi buyurun: NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE!’’
Grup Toplantımızın Tamamı:
Aziz milletim;
Kıymetli dava arkadaşlarım,
Değerli konuklar,
Ve saygıdeğer basın mensupları,
Grup toplantımıza hoş geldiniz, şeref verdiniz.
Hepinizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.
Yangınlarla dolu bir haftaya başladık,
Öncelikle 2 Temmuz 1993 yılından beri sönmeyen bir yangın var.
Madımak katliamı.
Orada hayatını kaybeden 35 insanımızı bir kere daha rahmetle anıyorum.
Cumhuriyet her bir vatandaşımızı milletimizin şerefli bir mensubu olarak eşitler.
Dinimiz, mezhebimiz, kökenimiz ve rengimiz ne olursa olsun,
Milletine, devletine ve yasalara bağlı herkes kanun önünde eşittir.
Bu bakımdan Madımak’ta saldırıya uğrayan
Yalnız Alevi vatandaşlarımız değil,
Cumhuriyetin bizatihi kendisidir.
Bu elim olayın yıldönümünde,
İnsanlarımızı katleden hain ve melun zihniyeti lanetliyor,
Benzer olayların bir daha yaşanmaması için,
Etnik, dini, mezhepsel ve yahut sınıfsal gerilim üzerinden
Siyaset yapmakta ısrar edenleri uyarıyor,
Tarihten ders çıkarmaya davet ediyorum.
Farklılıklarımız zenginliklerimizdir.
Bizi ilgilendiren ayrılıklarımız değil, müştereklerimizdir.
Bu cennet vatan hepimizindir ve öyle kalmaya da devam edecektir.
Ayrıca iki gün sonra hain PKK terör örgütünün alçak saldırısıyla gerçekleşen Başbağlar katliamının yıldönümü.
Orada hayatlarını kaybeden vatandaşlarımızı rahmetle anıyor, terörün her türlüsünü nefretle kınıyorum.
Değerli dava arkadaşlarım;
Yangınlar bitmiyor…
Bugün de maalesef, yangınlarla boğuşuyoruz.
Dört bir yanda yangın var!
Milletinin varlığına dönük yaşamsal tehdit
Öyle bir boyuttadır ki,
Egemenlik, yangın yeridir…
Adalet mahkemelere değil,
Saraylara hapistir ki,
Adalet, yangın yeridir…
Milletimiz derin bir ekonomik krizin pençesindedir;
Kuru ekmeğe muhtaç hale gelmiştir ki,
Mutfaklar, yangın yeridir…
Eğitim sistemimiz çökmüş,
Eşit ve nitelikli eğitim
Artık imkansız hale getirilmiştir ki,
Milli Eğitim yangın yeridir…
Doğamız, ağacımız, hayvanlarımız yanmaktadır
Vatan toprağı yangın yeridir…
Bir önceki hafta
Diyarbakır ve Mardin’deki yangınlarda
İçimiz parçalanmıştır.
Kaybettiklerimizin acısı daha içimizde iken,
Bu sefer de İzmir ve Aydın’dan gelen haberler
Bizleri kahretmiştir.
Buradan,
Cansiperane şekilde, yangınlarla mücadele eden
Bütün görevlilere ve gönüllülere
Partim ve milletim adına teşekkür ediyorum.
Ancak bu tür yangınların,
Havadan müdahale olmadan söndürülemeyeceğini
Her yıl acı şekilde öğrenip,
Bir yıl sonra unutan bir iktidarla,
Daha ne kadar ormanımızı kaybedeceğimizin
Hesabını bilemiyoruz.
Birçok alanda gördüğümüz İHA’ları,
Orman yangınlarında etkin bir şekilde kullanmak için
Daha kaç yangın bekleyeceğimizi bilmiyoruz.
Cumhurbaşkanı’nın ve bakanların emrine,
Sayısı belirsiz özel jetler, filolar amade ederken,
Yıllardır yeterli sayıda yangın söndürme uçakları tedarik etmemelerini
Vergimatik Mehmet’in tasarruf tedbirleriyle mi açıklıyorlar?
Bilmiyoruz.
Ama bildiğimiz bir şey vardır.
Tasarruf ehli Mehmet,
Büyük fedakarlıklar yapıyormuş.
Kendisi söylüyor, ben değil!
Yaptığı kamu hizmetini yani bakanlık görevini,
“zorunlu askerlik hizmeti” gibi görüyor,
Ülkesini çok sevdiği için
Bu sorumluluğu taşıyormuş.
Maddi ve manevi olarak da
Büyük fedakarlık yapıyormuş!
Evet, Türkiye Cumhuriyeti’nin
Hazine ve Maliye Bakanı koltuğunda oturan zat,
İngiliz vatandaşı Mehmet Şimşek söylüyor bunu!
Ben başka bir şey eklemiyorum!
EYT, muhalefet yüzünden oldu diyen,
Gri listeden,
Sayın Cumhurbaşkanının gayretleri ile çıkıldı diyen zat söylüyor.
KKM ile 818 milyar zarar ettirilen hazinenin bakanı söylüyor.
Toplumu enflasyona ezdirmedik diyen zat söylüyor.
Asgari ücret yüksektir,
Maaş zammına gerek yoktur diyen zat söylüyor.
Enflasyonun %75 olduğu ülkenin hazine bakanı söylüyor.
Hem de elektriğe %38 zam yapılan hafta söylüyor tüm bunları.
Vergimatik Mehmet’in
Diğer açıklamalarına girmeyeceğim.
Çünkü onun da gideceği yer bellidir.
Kendinden öncekiler gibi,
Yani saray damadı ve epistomolojik Nurettin gibi,
Ya da Fahrettin Koca ve Mehmet Özhaseki gibi
Bir gece ansızın,
Saraydaki amiri onu da affedecektir.
O da Londra’ya dönüp,
Gerçekten ait olduğu
İngiltere’nin finans dünyasıyla kavuşacaktır.
Aziz milletim!
Ekonomik kriz,
85 milyonluk bir ülkenin kaynakları
Onu sürekli olarak sömüren bir saray ekonomisi varken,
Eğitim, sağlık ve diğer yaşam giderleri,
Sırtından karşılanan 10 milyonu aşkın bir kaçak nüfus varken düzelemez.
85 milyon insanın kazançları,
Saraydaki ihale zenginlerine aktarılarak cari açık kapatılamaz.
Türk milleti saraya yamanmış bir oligarşinin,
Affedilen vergi borçlarına karşılık,
Aldığı nefese haraç vererek, hak ettiği refaha kavuşamaz.
Aksine,
Her gün bu delik büyüyecek,
Her gün açıklar artacaktır.
Hele de hazinesinin başında,
Mehmet Şimşek gibi
Bir duyun-u umumiye memuru varken,
Yaşanacak olası sahte baharların arkasından
Daha büyük kışlar geleceği açıktır.
Bu kafa iktidardan düşmedikçe,
Ne bu fiyatlar düşecek,
Ne de halkımızın alım gücü yükselecektir.
Daha önceki dönemlerde de
Bu ekonomi anlayışından hiçbir hayır gelmedi bu millete.
Türk milletinin değil,
İçerideki ya da dışarıdaki
Finans piyasalarının mümessili olan hiç kimseden,
Dün ve bugün bu ülkeye hiçbir hayır gelmediği gibi,
Yarınlarda da gelmeyecektir.
Bu gibi kimselerin,
Yalan yanlış politikaları ile yaşanan yalancı baharların sonu,
Ülkenin sömürülmesi ve insanının hayatlarının çalınmasıdır.
Borçlandırarak uyuşturma,
Uyuştururken de
Memleketi sömürgeleştirmenin aparatlarıdır bunlar.
İşte o yüzden,
Bunların oldukları yerde kirli ve temiz para farklılıkları,
Helal ve haram ayrımları olmaz.
O yüzden kamu kurumlarını
Perşembe pazarında limon satar gibi satarlar.
O yüzden mafyaların, çetelerin
Uyuşturucu baronlarının paralarını bile almakta bir beis görmez,
Bunun için üzerine bir de Türk vatandaşlığını bile
Eşantiyon malzemesi yaparlar.
Sonra da utanmadan “başardık” diye tweet atarlar.
Kimse sormaz zannederler çünkü,
O gri listeye niye girdik diye?
Kimse sormaz zannederler çünkü,
Bu kadar çete lideri niçin İstanbul’da yaşıyor diye?
Teröristlerin, ayakkabı numaralarına kadar bildiğini iddia eden
Eski İçişleri Bakanı gibi,
“Ezan dinmez, bayrak inmez” diye yıllarca edebiyat yapıp,
Devlet işi yerine sigorta işi yaptığı için alışıktırlar böyle şeylere.
Çünkü bunlar,
Türk yurdunu adaletle abat edecekleri yerde
Zulüm ile berbat ederler.
AK Parti hep bir unutuluş halidir.
3 yıl önce gri listeye sokan AKP iktidarıdır.
O gün bunu gururla savunur.
Yok teröre yol vermedik o yüzden girdik derler.
3 yıl sonra gri listeden çıktık diye
Düğün bayram edip,
Bunu müthiş bir başarı olarak kabul ederler.
Sokan kendileri, bu millete unuttururuz diye hayal ederler.
Saray beyleri! Unutturamazsınız!
Çünkü burada milletin hafızası ve varlığını milletine adamış,
Milleti için unutturmamaya and içmiş biz varız!
Bu millete yaptığınız tüm kötülüklerin hesabını sormak için buradayız.
Değerli dava arkadaşlarım,
Başka neyi unutturmak istiyorlar şimdi?
Esad’ı… yani başımıza örmeye çalıştıkları
Milyonlarca geçici sığınmacıyı ve
Şehirlerimizin demografik yapısının değişmesi sebebini.
Ne diyor Sayın Erdoğan?
"İlişki kurmamamız için hiçbir sebep yok.
Suriye'nin içişlerine karışmak gibi bir derdimiz asla olamaz.
Esad'la daha önce olduğu gibi yeniden görüşebiliriz”
Keşke uyarılarımıza kulak verip, doğru adımları daha önceden atsaydı.
Her hafta aklı başında her Türk vatandaşı gibi
Bu sorunu gündeme getiriyoruz ama
Her saat daha da ağırlaşan,
Daha tehlikeli hale gelen bir tablo beliriyor.
Türkiye’nin demografik saldırı altında olduğunu,
Sığınmacı ve kaçak meselesinin beka sorununa dönüştüğünü
Ve hükümetin verdiği bütün rakamlarda yalan söylediğini
Her fırsatta söylüyoruz.
Önceki gün Kayseri’de bir çocuğun başına gelenler de
Bunu bizlere en şiddetli biçimiyle gösterdi.
Ve yine söylemiştik:
Türkiye’de birbirine en yakın iki zihniyet vardır:
Cumhuriyet fikrine düşman olanlarla,
Türk milleti fikrine düşman olanlar birbirinin birçok konuda ikizi gibidir.
En büyük ortak özellikleri de,
Bir ulus devlet olan Türkiye Cumhuriyeti ile tarihsel kavgalarıdır.
İkisinin de kaçaklar konusundaki tavırları bellidir.
İkisi de sığınmacıların kalmasını istemektedir.
Suriyeli sığınmacılar ve kaçaklar
Birisi için,
Türk ulus devletinin nüfusunu değiştirerek,
Onu kökünden yıkmanın aracıdır.
Diğeri için de
Kendi vatanları yerine
Türkiye’ye yerleşmiş Suriyeliler sayesinde
PKK’ya devlet kurmanın vesilesidir.
İktidar makamındakiler!
Zaman daralmaktadır.
Siz çözümü görmezden geldikçe,
Yani sığınmacı ve kaçakları
Ülkelerine göndermeyi reddettikçe,
Türk halkı kendi çözümünü bulmaya çalışacaktır.
Siz çözüme ayak direttikçe,
Şiddeti çözüm olarak sunanlar da olacaktır.
Ve yıllardır yürüttüğünüz yanlış politikaların bedelini,
Sadece çoluk çocuk,
Sadece vatandaşlarımız,
Sadece masumlar ödeyecektir.
Sizleri buradan uyarıyorum.
Çözüme direnmeyin!
Çözümsüzlüğü teşvik etmeyin!
Kendi acziyetinizi, devlete mal etmeyin!
İdeolojik hezeyanlarınızın
Ve mezhepçi saplantılarınızın yenilgisini
Türk milletine mal etmeye çalışmayın!
Evet Saray beyleri!
Bildiğinizi artık kendinize itiraf edin.
Stratejik ve derin bir şekilde yenildiniz!
Ama unutmayın ki;
Yenilen sizsiniz, Türk milleti değildir!
Büyük savrulmaların,
Geri viteslerin ve kandırılmaların lideri Erdoğan,
Kardeşim Esad’tan, Zalim Esed’e
Zalim Esed’den, Sayın Esad’e
Tam yirmi senelik serüven, yirmi senelik bir savrulma yaşadı.
Peki bu savrulmanın sonucunda
Memleketimizin başına ne işler geldi?
Bir,
Türkiye, dünyada en fazla sığınmacı
Ve kaçak barındıran ülkesi konumuna geldi.
10 milyondan fazla kaçağa/sığınmacıya/mülteciye
-adını siz koyun- ev sahipliği yapıyor.
İki,
Suriye’nin kuzeyinde,
Emperyalizm eliyle ve stratejik göç mühendisliği ile
Bir terör devletinin demografik altyapısı oluşturuldu.
Üç,
Suriye’nin kuzeyinde 100 bin kişilik bir PKK sürüsü
Göz göre göre konuşlandırıldı. Devlet kurmaya çalışıyor.
Dört,
Türkiye, bu ekonomik dar boğazın içerisinde
Kaçaklara 100 milyar dolardan fazla para harcadı.
“Kardeşim Esad’dan”; “Katil Esed’e”
Birkaç gün önce de “Sayın Esed’e” geçen süre içinde
Türkiye’nin ödediği bedellerin sadece ufak bir kısmı işte bunlardır.
Geldiğimiz noktada,
Erdoğan ve Emevi Camii’inde namaz kılma hülyasına kapılan
İhvancı, Ensarcı avanesinin
Türkiye’yi soktuğu malum Ortadoğu bataklığı macerasının neticesinde
Türkiye’nin bir mülteci kampı haline getirilmesi,
“Hata yapmışız Allah bizi affetsin” diyerek
İçinden çıkılabilecek bir iş değildir.
Çünkü,
Türk milleti bunalmıştır…
Ne orman yangınını,
Ne mutfak yangınını,
Ne adalet yangınını,
Ne de milli gurur ve şeref yangınını,
Söndürmeye niyeti olmayanlar
Onun devletine el koymuşlardır.
Ve elbet onu geri kazanacaktır.
Çünkü,
Türk milleti öfkelidir,
Kendi vergisiyle,
Kazancıyla yapılan hastanelere gidememekten,
Mahallesindeki parkta oturamamaktan ,
Kadınına, kızına göz diken sapıklardan öfkelidir.
Ve kendi rızası olmadan
Sırtına yüklenen bu haksız ve ağır yükü
Türk milleti daha fazla taşımayacaktır!
Bu esaret zincirini kırmaya
Bu kamburu atmaya kararlıdır.
Bu yüzden de
Pazar gecesi Kayseri’de
Pazartesi günü ise Suriye’nin kuzeyinde yaşananları,
Türk milletinin bugünkü ve gelecekteki varlığına dönük
Açık ve sürekli hale gelmiş yıkım projesinin
Olağan sonuçları,
Beklenen yansımaları olarak görüyoruz.
10 milyondan fazla kaçak ve sığınmacı barındıran bir ülke
Pek tabiidir ki her türlü riske açıktır.
Provokasyon olabilir.
Provokatörler de olabilir.
Özellikle Suriye devleti ile ilişki kapıları
Sessiz sedasız açılmışken,
Ve Erdoğan eski kankasına
Tekrar “Sayın” sıfatıyla hitap ediyorken
Provokasyon beklememek ahmaklık olur.
Emperyalist güçlerin Türkiye’yi rahat bırakmamak için
Türlü oyunları sahneye koymaya kalkışacakları bilinen bir gerçektir.
Bunlara karşı elbette dikkatli olmak ve oyunlara gelmemek lazımdır.
Ancak ortada duran bir gerçek vardır:
Nasıl ki kurumuş çam ağaçlarıyla dolu bir orman
Yaz sıcağında tutuşmak için
Küçük bir kıvılcımı bekliyorsa,
Yıllardır sabreden milletimizin
Sabır taşını çatlatmak için
Ufak bir olay kafidir.
Küçük bir kız çocuğuna yapılanlar
Ve Türk bayrağının indirilmesi ve yakılması
Küçük kıvılcımları aşan alevlerdir.
Yani sorumlu ve provokatör arayışı beyhudedir.
Aslolan tedbir almaktır.
Savaştan kaçanlara yardım ederken de
Tedbirsiz gelenlerin gidişini düşünmeye başlarken de
Tedbirle işe başlamak lazımdır.
Ancak ortada duran bir diğer hakikat de şudur:
Kaçakları kim doldurduysa,
Sınırlarda açık kapı siyasetini kim yürüttüyse
Savaş koşulları sona ermesine rağmen
Kaçakları kalıcı hale getirmek için
Kim teşvik edici işler yaptıysa
Bu yangının sorumlusu odur,
Bir ülkeyi idare edenlerin
Şahsi hırslarıyla alacakları kararlar,
Tedbirsizlikle yapacakları işler,
Başka sıkıntıları da beraberinde getirecektir.
Milletimizin çoğunluğunun da
Benzer görüşlere sahip olduğunu biliyoruz.
Dolayısıyla gelinen durumda,
İnsanımıza adeta onunla alay edercesine
Sözde bir itidal çağrısında bulunmuyoruz!
Yapılması gereken çözüme yönelik gerçek bir itidal çağrısıdır.
Zira sözleri, eylemler güçlü kılar.
Milletimiz senelerdir her konuda itidal gösterdi.
15 Temmuz’da tankların karşısında bile
İtidalinden taviz vermeden canı pahasına
Devletini sokaktan topladı.
Hukuktan, adaletten umudu kesti
Ama itidalini kaybetmedi.
Milletten itidal bekleyenler,
Milletin hassasiyetlerini görecek,
Duyacak ve gereğini yapacaktır.
İtidal çağrısı,
Ancak geri gönderme kararı ve uygulaması ile
Devlet politikasının bir parçası olursa zikredilebilir.
Aksi halde sadece Avrupa’dan
Veya Atlantik ötesinden gelen taleplerin
Peşinde koşan iktidarın
Gününü geçiştirme çabası olarak kalacaktır.
Bugün zoraki misafirliğin de,
İtidalinin de sonuna gelinmiştir.
Zira bıçak kemiğe dayanmıştır.
Milletin itirazlarına kulak vermek zamanıdır.
Şimdi devletin, acil eylem zamanıdır.
Bizim çağrımız da tam olarak budur.
Çağrımız,
Saraydaki veya sınırlarımızın ötesindeki maddi ve manevi efendilerine
Diyet borcu olan ihanet şebekesinin
Büyük ve küçük piyonlarını kapsamamaktadır.
Çağrımız ilk olarak,
Taşıdıkları resmi sıfatlarla ve bulundukları makamlarla
Halen, gerçekten devletin ve milletin hizmetinde olduğunu bildiğimiz
İçişleri, Dışişleri, TSK ve diğer güvenlik birimlerinin mensuplarına,
Ve bu sorunun
Bir milli egemenlik krizi yarattığının bilincinde olan,
Vatansever devlet insanlarınadır:
BİR;
Hiç vakit kaybetmeden,
Bu demografik yıkım girişiminin
Milli Güvenlik Kurulu tarafından
Birinci derecede tehdit olarak tanımlanması gerekmektedir.
Bu tehdit tanımlamasına uygun şekilde adımlar atılması,
Topyekün demografik saldırının bertaraf edilebilmesi adına,
Her türlü diplomatik, idari ve güvenlik tedbirlerinin
Bir bütün halinde ve kapsamlı şekilde planlanması gerekmektedir.
İKİ;
Bu plana uygun olarak
Rasyonel ve uygulanabilir bir geri dönüş takviminin
Hükümetçe değil, devlet tarafından belirlenmesi
Çözümün ilk aşamasını oluşturmalıdır.
ÜÇ;
Açıklanan takvime uyulabilmesi
Ve gerekli eylem ve işlemlerin yürütülebilmesi adına
Bu konudaki kararı ve tavrı,
Açık ve net olan tüm siyasi partilerin
Ve tüm sivil toplum kuruluşlarının
Bir araya gelebileceği, bağımsız bir kurul oluşturulması şarttır.
DÖRT;
Kaçak ve sığınmacılar sorunu,
Doğrudan doğruya Türk milletinin vatanı
Yani Anadolu ve Trakya coğrafyaları üzerindeki
Kayıtsız şartsız egemenlik haklarıyla ilişkili olduğu için,
TBMM’nin kurucu sıfatı ve birleştirici çatısı altında buluşulması
En doğru yöntemdir.
BEŞ;
İstenmeyen olayların engellenmesi
İnsanımızın endişelerinin giderilmesinden geçer.
Türk milletinin an be an gelişmelerden haberdar edilmesi için,
Sarayın sekreterlerinden bozma bakanlarının
Veya devlete reklamcılık oynatan iletişim başkanlığının değil,
Bağımsız kurulun verilere ulaşması ve paylaşması elzemdir.
ALTI;
Sorun sadece Türkiye içini değil, dış dünyayı da ilgilendirmektedir.
Bu sebeple,
Oluşturulacak bağımsız kurulun bir ayağı da,
AB, Suriye hükümeti ve BM nezdinde
Görüşmeler yürütebilecek bir diplomasi grubundan oluşturulmalıdır.
İYİ PARTİ olarak önerdiğimiz ve
Bu gecikmeden hayata geçirilmesi gereken adımlarla
Tüm siyasi partileri bir milli mutabakata davet ediyorum.
Bu birliktelik,
Türkiye’nin gerçek kurucu unsurlarını,
Aynı ruh ve kararlılıkla, yüz yıl sonra bir kez daha
Aynı demirin tavında birbirine perçinleyerek
Türk milletini eşsiz bir yere taşıyacaktır.
21.yy’ın mevcut ve potansiyel sorunları karşısında
Onu çözümün tek adresi ve mimarı yapacak,
Gerçek bir milli mutabakat zemini yaratılacak
Milli bir sinerji oluşturulacaktır
Ayrıca bu sayede,
Saray idaresi içerisinde,
Sayılarının hiç de azımsanmayacak miktarda olduğunu bildiğimiz,
Ekonomik, ideolojik, etnik veya kültürel sebeplerle
Söz konusu yıkım projesine ortak olanlar da by pass edilecektir.
Aksi halde milli egemenlik meselesi haline gelen bu sorun,
Daha vahim olayların öncüsü,
Daha büyük yangınların rüzgarı olacaktır.
Türk milleti ve onun Cumhuriyetinin
Bir yangında yok olmasını istemeyen herkes
Bu işte sorumludur ve sorumluluk almalıdır.
Çünkü Türk milletinin varlığı ve birliğini devam ettirmesi dışında
Daha büyük ve daha önemli bir mesele ve beka problemi yoktur.
Kimsenin bu gerçek karşısında
Feda edemeyeceği bir varlığı da yoktur.
Bu sebeple,
Yaşanan işgal ve yıkıma itiraz etmek,
İktidar çevresindeki gerçek vatan ve milletperver kimseler için de
Eşsiz bir arınma fırsatıdır.
Bugünden itibaren,
Türkiye’ye yönelik yıkım planına karşı durmak
Her memleket evladının görevidir.
Bu görev, büyük bir sorumluluk duygusuyla yerine getirilmelidir.
Çözümün yeri sokaklar değildir.
“Devlet yoksa millet vardır” denilemez.
Devlet, milletin teşkilatlanmış halidir.
Türk, devletsiz olmaz, devletsiz kalmaz.
Milli varlığımızı tehdit eden her türlü kuşatmayı yaracak kadar güçlüyüz.
Bunun için bu zamana kadar yapılmış hatalardan geri dönmek,
Ve çağrımıza kulak vererek doğru bir yol haritası takip etmek yeterlidir.
İYİ Parti’nin sığınmacılarla ilgili GÖÇ DOKTRİNİ ve EYLEM PLANI tüm teknik detaylarıyla birlikte milletimizin emrine amadedir.
Bu büyük sorunun çözümü için her türlü bilgiyi paylaşmaya
Ve en yüksek katkıyı sağlamaya hazırız.
Sığınmacıları kendi vatanlarına gönderecek ve Türkiye’yi bu beladan mutlaka kurtaracağız.
Değerli dava arkadaşlarım;
Hakikatimiz de ülkümüz de bellidir değişmez.
Ülkümüz;
Türk devlet yapısında en üstten en alta
Temiz ve ilkeli bir yönetim anlayışının
Ne pahasına olursa olsun hakim kılınmasıdır.
Yolumuz da bellidir:
Tek adamın iradesine karşı
Demokrasi taleplerinin dile getirilmesidir,
Milletimizin
Yarınlara dair umutlarını yüklenerek
Onu muasır medeniyet hedefine ulaştırmaktır.
İYİ PARTİ, her daim
Samimi eleştirileri bu kutlu davaya
Bir katkı olarak kabul ederek
Yararlanmayı benimsemiştir
Hedef ve amaçlarının gereğini,
Sabırla, inanmışlıkla ve ortak akılla yerine getirmiş,
Getirmeye de devam edecektir.
Yıkım planına karşı yaptığı davet de
Bunun bir yansımasıdır.
İYİ PARTİ açısından
Önemli ve öncelikli olan,
Milletin, bugününü yaşanır,
Geleceğini umut dolu kılmaktır.
Siyasete bakışı budur.
Ve bu anlayışını da her zaman koruyacaktır.
İYİ PARTİ,
Her şartta milletinin emrinde ve hizmetindedir,
Milletin hakikatlerindedir.
Şahsım devleti değil,
Türk devletinin ülküsündedir.
Siyaseti de BEN değil
BİZ olarak icra edenlerdir.
Bu BİZ,
İYİ Parti’yi takip edenlerdir,
Bize dua edenlerdir
Oy verenlerdir.
İYİ Parti teşkilatıdır.
Meclis Grubudur,
Genel Merkezidir.
BU BİZ, TÜRK MİLLETİDİR,
Velhasıl TÜRKİYE’dir.
İtirazlarını, muhatabının gözlerine bakarak
Masaya yumruğunu vurarak dile getirenlerdir.
Dünü fırsat, bugünü yatırım görmeyenlerdir.
Yarınlara kol kola
Omuz omuza yürüyenlerdir.
Çünkü söylediğimiz gibi,
Hakikatler
Parçalara ayrılamazlar.
Başka gerçeklere de bölünemezler.
Türk milleti gibi!
İYİ Parti,
Sadece 1’e ve kendine bölünebilen asal sayılar gibidir.
Kendine bölünse “1 ve bütün”;
1’e bölünse “tam kendisi” kalır.
Parçalara ayrılamaz…
Kuruluş felsefesinin işaret ettiği,
Siyasal konum bilgilerine sadık ve sağlam bir yol haritasına sahiptir.
İYİLER Hareketinin varlık nedeni kişisel değil,
Toplumsal beklentilere dayanır.
Umarım ve hatta inanırım ki bu gerçek herkesin malumudur.
Bilinsin ki İYİ PARTİ
İktidar yolundadır, iktidar olmak amacındadır.
Dünümüz bizimdir… dünümüzü biliyoruz.
Yarınlar bizimdir… Milletin güzel yarınlarını planlıyoruz.
Bilmeyen duymayan varsa da tekrar söylüyorum,
Adımız Türk milleti, övüncümüz Türkiye Cumhuriyeti’dir.
Biz, Anadolu’muzun kardeşlik ocağıyız.
Biz, milletimizin umudunu taşıyanlarız.
Bizim bir yeminimiz var:
MİLLETİN YÜZÜNÜ AĞARTACAĞIZ
Bizim bir sözümüz var:
MİLLETİN ÜSTÜNE ÇÖKEN KARA BULUTLARI DAĞITACAĞIZ
Bizim bir ahdimiz var:
BAŞARACAĞIZ!
Bizim bir kararımız var:
YILMAYACAĞIZ!
Bir andımız var:
O andı da hep birlikte içiyoruz.
Haydi buyurun:
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!
Hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum.
Allah’a emanet olunuz.