İl Programları
BURSA-KARACABEY’DEYİZ…
Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, Bursa Karacabey’de seslerini iktidara duyurabilmek üzere toplanan çiftçilerimizle bir araya gelerek vatandaşlara seslendi.
Karacabey Belediye Başkanımız Fatih Karabatı’nın adaylığı süresince İYİ Parti rozeti taktığını ancak seçildikten sonra ay yıldızlı Türk bayrağıyla tüm Karacabeylileri temsil ettiğini söyleyerek sözlerine başlayan Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu,
“Bütün Karacabeylilerin evladı ve başkanı sıfatıyla da sizlere hizmet vermeye gayret sarf ediyor. Bugün buradayız çiftçilerimizin sorunlarıyla alakalı olarak hem sorunları yerinde tespit edelim hem de çiftçi kardeşlerimizin dertleriyle hemdert hem de halleriyle hem hâl olalım arzusuyla aranızdayız. Dertleri biliyoruz çünkü biz buraya gelmeden önce kıymetli milletvekilimiz başta Selçuk Türkoğlu olmak üzere milletvekili arkadaşlarını da yanına alarak burada sorunu yerinde tespit etmeye gayret sarf etti.” dedi.
“ŞU BEYAZ GÖMLEKTEN VE BOYNUMDAKİ MEDENİYET YULARINDAN UTANDIĞIMI SÖYLERİM…”
Karacabey’e giderken çiftçilerle beraber olacağı için kendisine spor kıyafetle gidin telkinin de bulunanların olduğu söyleyen Genel Başkanımız;
“Açık ve net olarak söylüyorum ben kendisinden milletin büyük beklentileri olan bir devlet ve siyaset adamı görevi beklenen kişiyim bunun hakkını vermek için yollara düştüm onun için benim spor kıyafetim yok ki giderken; işte başkaları gibi kot pantolon, tişörtle vatandaşın karşısına çıkabileyim. Ama bu sorumluluk duygusu içerisinde yerine getirmek zorunda olduğum bir görevim var. Eğer benim çiftçim toprağa düşürdüğü terin karşılığını alamıyorsa, eğer benim emeklim hanesinde tenceresini kaynatamıyorsa, benim dar ve sabit gelirlim geçinemiyor, barınamıyorsa, benim gencim yaşadığı ülkede kendisine gelecek hayali şayet kuramıyorsa; ben üzerimdeki şu beyaz gömlekten ve boynumdaki medeniyet yularından utandığımı söylerim. Gider Karacabeylilerden millet ve siyaset adına özür dilerim” dedim. İşte buradayım.” ifadelerini kullandı.
1 milyon 100 bin çiftçiden 400 küsür bin çiftçi kaldığını dile getiren Genel Başkanımız;
“Çiftçinin derdini biliyoruz. Çiftçinin derdini sadece ben bilmiyorum. Bu ülkeyi yöneten hükûmet de biliyor. Bu ülkeyi yöneten Recep Tayyip Erdoğan da biliyor. Çiftçinin toprağı düşürdüğü terin karşılığını alamadığını ve 12 yıldan beri uygulanan yanlış politikalar yüzünden çiftçilikten çekilen vatandaş ve aile sayısının ne olduğunu TÜİK de söylüyor. 1 milyon 100 bin çiftçiden 400 küsür bin çiftçiye düşmüştür. Toprağı düşürdü terin, ektiği tohumun sarf ettiği emeğin karşılığını alamayan çiftçi kardeşlerimiz çiftçilikten çekilmek mecburiyetinde bırakılmış yani bu memleketin yüzde 60’a yakın çiftçisi artık çiftçilik yapmaktan vazgeçmiş. Topraklarımız sürülemez, ekilemez olmuş. Ekilen ve sürülen topraklardan elde edilen ürünler emeği ve sermayeyi karşılayamaz hale gelmiş. Bir dönüme harcadığınız paranın yarısı kadarını topraktan alıp telafi edemiyorsunuz.” dedi.
“EY TARIM BAKANI, EY BAKAMAYAN BAKAN, EY GÖRMEYEN CUMHURBAŞKANI BU HÂLDEN UTANMIYOR MUSUNUZ?”
Çiftçilerin bankalara ve şahıslara 850 milyar TL borcu olduğunu dile getiren Genel Başkanımız, konuşmasına şu sözlerle devam etti:
“Burada yanlış uygulamalar, yanlış politikalar birbirine zincirleme olarak sürmüş, gelmiş ve benim çiftçim 850 milyar lira bankalara ve şahıslara borçlu duruma getirilmiş. 2 buçuk milyon çiftçinin tarlasında ipotek, traktöründe haciz var. Ey Tarım Bakanı, ey bakamayan bakan, ey görmeyen Cumhurbaşkanı bu hâlden utanmıyor muşunu? Bu çiftçinin hakkını, hukukunu korumak için yollara düşen insanların karşısına engel çıkartmaya uğraşıyorsun. Ben bugün buraya geliyorum diye köylere haber salmışlar. Yollara jandarma dikmişler. Traktörlerle eylem yapacağımızı düşünerek köy yollarını kesmişler ve traktörlerin ana yola çıkmasına izin vermemişler doğru mu? Çiftçi kardeşlerim doğru mu? Ben çiftçinin hakkını ve hukukunu sıradan eylemlerle vatandaşa duyurup tedbir arayan siyasetçilerden değilim. Ben çiftçinin hakkını tarlasında savunmaya yeminli bir memleket evladıyım. Yolları keserek bir şey yapamazsınız bizim önümüzü yolları keserek keseceğinizi zannediyor olabilirsiniz ama buradan söylüyorum; yanılıyorsunuz. Siz çiftçiyi sahipsiz zannediyorsunuz.”
“BENİM ÇİFTİM SAHİPSİZ DEĞİLDİR VE ASLA BIRAKILMAYACAKTIR”
Süleyman Demirel’i, Bülent Ecevit’i, Necmettin Erbakan’ı, Alparslan Türkeş’i ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü anarak konuşmasına devam eden Genel Başkanımız;
“Siz işbaşına geldiğiniz günleri itibaren meydanlarda; ‘benim çiftçim, benim köylüm, benim emeklim, benim dulum’ diye haykıran adamlar bitti, gitti ebediyete vardı zannediyorsunuz. Onların ayak iziyle basmaya kararlı bir İYİ Parti var. Tıpkı Süleyman Demirel'in samimiyetiyle ‘benim çiftim, benim işçim, benim gencim’ diye haykırmaya devam edeceğim ve onların hak ve hukukunu koruyacağım. Sadece Süleyman Demirel'in davrandığı gibi değil emperyalizmin karşısında ve emperyalizmin dayatmaları karşısında kaya gibi duran Bülent Ecevit'in nezaketiyle siyaset yapacağım. Necmettin Erbakan'ın imanıyla siyaset yapacağım. Alparslan Türkeş'in cesaretiyle siyaset yapacağım. Mustafa Kemal Atatürk'ün izinde ve ülküsünde yürümeye devam edip milletle yolculuğumuzu sürdüreceğim. Herkes bundan emin olsun; çiftçi sahipsiz değildir. Benim çiftim sahipsiz değildir ve asla bırakılmayacaktır.” şeklinde konuştu.
İYİ Parti’nin diğer siyasi partilerden farklı olarak Tarım Politikaları Başkanlığı bulunan tek siyasi parti olduğunu dile getiren Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu;
“Mücadelemiz devam edecektir konunun teknik detaylarını biliyorum, İYİ Parti olarak bu konuya ne kadar özen gösterdiğimizin bir delili olsun diye ifade ediyorum. Siyasi partilerimizin içinde Tarım Politikaları Başkanlığı olan tek siyasi parti biziz. Türkiye’yi geziyoruz, dolaşıyoruz, karşı karşıya bulunduğumuz problemleri tespit ediyoruz, o problemlerin çözümü yolunda da projelerimizi ortaya koyuyoruz.” dedi.
“85 MİLYON İNSAN RECEP TAYYİP ERDOĞAN İÇİN ÇALIŞMAK MECBURİYETİNDE MİYİZ?”
Yenişehir’de gazetecilere “Tarım Bakanı’nın ismini biliyor musunuz?” diye sorduğunu hatırlatarak konuşmasına devam eden Genel Başkanımız, Karacabeylilere de aynı soruyu sorarak şu şekilde seslendi:
“Tarım Bakanı’nın ismini siz biliyor musunuz sevgili Karacabeyliler, Tarım Bakanı’nı tanıyor musunuz? Hepsi için Recep Tayyip Erdoğan diyorsunuz değil mi? İşte biz tek adamlığa bu sebeple karşı çıktık. İşte tek adamlık gelirse saray yönetimi oluşur. Saray yönetimi olursa dertle dermana derdin çözümüne derman olacak kişiler halktan koparlar, milletten uzaklaşırlar dolayısıyla sorunlar da problemler de dertler de çaresiz kalır diye milletimiz yalvardık. Şimdi bakın Allah rızası için soruyorum sizlere 85 milyon insan Recep Tayyip Erdoğan için çalışmak mecburiyetinde miyiz? 85 milyon tane insan onun yandaş müteahhitlerine bakmak mecburiyetinde miyiz? 85 milyon insan onun 3-5 maaşlı bürokratlarına ve danışmanlarına hizmet etmek mecburiyetinde miyiz? Öyleyse burada sesleniyorum. Hepiniz adına baş kaldırıyorum. Bu yumruğu Türkiye'nin meselelerine vurmak üzere de söz veriyorum.”
“ÇİFTÇİNİN BİRİKMİŞ BORÇLARI FAİZDEN ARINDIRILMALI VE HATTA DEVLET BANKALARINA OLAN BORÇLARININ BÜYÜK BİR KISMI DA GÖREV ZARARI OLARAK DEVLET TARAFINDAN ÖDENMELİDİR.”
Çiftçilerin dertli olduğunu ve bu dertlerin çaresinin de belli olduğunu dile getiren Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu;
“Az önce dedim ya benim çiftçimin 850 milyar borcu var. 2 buçuk milyon çiftçimin tarlası ipotek, traktörlerinde haciz var. Derde bakıp da çareyi üretmek mecburiyetindesiniz ama ağzınızdan iki kelam laf çıkmıyor. Siz çıkaramıyorsanız ben yol göstereyim. Çiftçinin ödediği enerji giderleri üzerinde yani mazotun ve elektriğin içindeki bütün vergiler zaman kaybetmeden behemehal çıkarılmalı ve çiftçi mazota ve elektriğe istisnasız hiçbir vergi ödememelidir. 850 milyar borcu var çiftçinin bu borç hiç zaman kaybetmeden faizsiz olarak yapılandırılmalıdır. Nasıl müteahhitlere yapıyorsanız yandaş müteahhitleri nasıl himayenize alıyorsanız çiftçiyi de almak mecburiyetindesiniz. Çiftçinin birikmiş borçları faizden arındırılmalı ve hatta devlet bankalarına olan borçlarının büyük bir kısmı da görev kaybı olarak, görev zararı olarak devlet tarafından ödenmelidir.” dedi.
“ÇİFTÇİNİN ÜZERİNDEN KASIRGA GİBİ GEÇEN AFETİN MİMARI OLAN RECEP TAYYİP ERDOĞAN'A SÖYLÜYORUM…”
Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, çiftçinin bugün yaşadığı felaketin sebebinin hükûmet olduğunu dile getirerek sözlerine şu şekilde devam etti:
“Bu felaket niye yaşanıyor? Bu hükümet yüzünden. Bu hükûmetin yanlış tarım politikaları yüzünden yaşanıyor. Yani çiftçinin üzerine bir kasırga gibi gelen bir Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi ve onun başındaki Recep Tayyip Erdoğan var. Kasırga demek, felaket demektir. Çiftçiyi felakete maruz bıraktıysanız o zaman yapacağınız bir şey var. Çiftçi afete uğramıştır ve bugün karşı karşıya kaldığı bütün zararlar devlete tarafından tazmin edilmelidir. O felaketin mimarı, çiftçinin üzerinden kasırga gibi geçen afetin mimarı olan Recep Tayyip Erdoğan'a söylüyorum. Çiftçinin tarlada kalan domatesinin zararını karşılamak zorundasın. Çiftçinin tarlada kalan karpuzunun zararını karşılamak zorundasın.”
“YÖNELDİĞİ ÜRÜNLERİ DE SİZ ÇİFTÇİYİ MAĞDUR EDEREK TARLADA BIRAKIRSANIZ BU İNSANLAR BİR DAHA TOPRAKLARINI EKMEZLER”
“Gelirken gördüm incir bahçeleri var. İncircilerin de uğramış olduğu zararın telafi edilmesi lazım. İnsanlar bu ürünlere niye sapıyorlar? Neden karpuz, kavun, biber, domates üretiyorlar? Çünkü geleneksel tarımdan beklentilerine karşılık bulamıyorlar. Bir stratejik ürün planlaması yapılmamış. Bu hükûmet, bu memleketin ne kadar hububatta ne kadar bakliyata, ne kadar şekere ihtiyacı olduğunu bile bilmiyor. Böyle bir planı yok. Vatandaş buğdaydan, arpadan, ay çiçeğinden para kazanamayınca başka ürünlere yöneliyor. Eğer o yöneldiği ürünleri de siz çiftçiyi mağdur ederek tarlada bırakırsanız bu insanlar bir daha topraklarını ekmezler. Bakanımız söyledi: toprak elden giderse insan da elden gider. İnsanın elden gittiği yerde, memleket de vatan da elden gider değerli hemşehrilerim.”
“EY HÜKÛMET EDENLER SİZ BUNCA YANLIŞI ACABA BU MEMLEKETİ YENİ BİR SAVAŞ DURUMUNDA, FAKRUZARURET İÇİNDE AÇLIKLA MÜCADELE EDEN BİR MİLLET DURUMUNA DÜŞÜRMEK İÇİN Mİ YAPIYORSUNUZ?”
Kurtuluş Savaşı zamanı Türkiye’sine atıf yaparak iktidarın “üçüncü dünya savaşı” üzerinden kurduğu cümlelere ve çiftçinin geldiği duruma ilişkin değerlendirmede bulunan Genel Başkanımız;
“Bakın Kurtuluş Savaşı anılarını anlatan büyüklerimizi hatırlayın. Hiçbir felaket kendi kendine gelmiyor. Anlatırlar ya bize savaş zamanı çarıklarını kaynatmak zorunda olduğunu söylerler hatırlıyor musunuz? Büyük bir fakruzaruret içerisinde olduklarını ifade ederler. Neden? Topraklar ekilemez olmuştur da ondan. Topraklardan üretilenler, bu milletin ihtiyacını karşılayamaz olmuştur da ondan. Utanmadan pişkin pişkin kallavi bakanlarını televizyonlara çıkarıp savaş tehlikesinden bahsediyorlar. Efendim “Üçüncü Dünya Savaşı’nın kapıda olduğunu” söylüyorlar. Ey hükûmet edenler, ey muktedirler, ey iktidar sahipleri siz bunca yanlışı acaba bu memleketin yeni bir savaş durumunda, fakruzaruret içinde açlıkla mücadele eden bir millet durumuna düşürmek için mi yapıyorsunuz? Eğer böyle düşünüyorsanız ihanetin en büyüğünü siz yapıyorsunuz. Hainin en büyüğü de sizsiniz. Güvenlik meselelerinden dolayı hain aramanıza gerek yok. Yaptığınız uygulamalara bakın. O uygulamaların içinde kendinize de bir pay çıkarın.” dedi.
“KARACABEY'DEN ÇIKARDIĞINIZ SES, TIPKI BİR DOMİNO TAŞI TESİRİ YARATARAK BURADAN TA KAHRAMANMARAŞ'A KADAR GİTTİ.”
Kemalpaşalı, Karacebeyli çiftçilerin çıkardığı sesin bir domino etkisi yaratarak Kahramanmaraş’a kadar ulaştığını dile getiren Genel Başkanımız;
“Bugün sıkıntı karpuzda, kavunda, biberde, domateste. Yarın ne olacak biliyor musunuz buralarda? Yağ biberi hasadı başlayacak. Aynı felaket yine Bursalı çiftçilerimizi yağ biberi hasadından sonra da bekliyor. Onun için gücünüze siz de inanın. Bizim sonuna kadar sizlerin arkasında duracağımızı ve bulunacağımıza inanıp iman edin. Sizin Kemalpaşa’dan Karacabey'den çıkardığınız ses, tıpkı bir domino taşı tesiri yaratarak buradan ta Kahramanmaraş'a kadar gitti. Sayenizde bütün çiftçiler hak ve hukukunu artık meydanlarda ve yollarda arıyor. İyi ki varsınız Karacabeyliler.” ifadelerini kullandı.
“BİR KÖHNE DÜZEN VAR YIKACAĞIZ!”
Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, konuşmasına şu sözlerle son verdi:
“Teknik detaylarına girmeyeceğim öyle ya size domates anlatacak, karpuz anlatacak, biber anlatacak değilim. Siz buranın bereketli topraklarından, bu ülkenin bereketli topraklarından kendisine bir gelecek çıkarmak durumunda büyük bir milletin aziz fertlerisiniz. Ben topraktan doyan insanın davranış biçiminin ne olduğunu biliyorum. Kuraklık olur; “Allah'a şükürler olsun” der. Sel olur; ürünü, tohumu gider; “Allah'a şükürler olsun” der. Topraktan doyan insan kanaatkârdır. Dolayısıyla bu kanaatkârlığımızı herkes biliyor ve bu sıkıntılara bizleri alıştırmaya çalışıyorlar. Biz şükür milletiyiz ya ne olursa olsun şükredeceğiz; hakkımızı ve hukukumuzu da aramayacağız diye düşünüyorlar. Buradan yine onlara sesleniyorum: Öyle bir yağma yok artık kurduğunuz bu köhne düzeni alışmayacağımızı buradan söylüyorum. Bir köhne düzen var yıkacağız. Kurulmuş tuzaklar var bozacağız. Önümüze koyulan engeller var aşacağız. Yemin ettik millete başaracağız, başaracağız, başaracağız!”