İl Programları
ORDU- FATSA’DAYIZ…
Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, İYİ Parti Genel Başkanı seçilmesinin ardından ilk ziyaretini 11 Mayıs tarihinde memleketi Fatsa’ya gerçekleştirdi.
Ordulu vatandaşlarımızla bir araya gelerek burada bir konuşma gerçekleştirdi.
Genel Başkanımız burada özetle şunları söyledi:
“Daha küçük bir çocukken hayatın kucağında adam olmayı öğrendiğim kendi memleketindeyim. Büyük sevdaların, unutulmaz hasretlerin, yaşanan güzelliklerin merkezindeyim. Yetişmemde katkısı olan eli öpülesi büyüklerimin, alnı öpülesi ve kucaklanası kardeşlerimin bağrındayım. Ben bugün burada bir siyasi partinin Genel Başkanı olarak değil, bir memleketin hasretiyle yanıp tutuşan, oranın bir evladı, oranın bir çocuğu olarak huzurunuzdayım. Hepinizi en içten duygularımla, sevgilerimle, saygılarımla ve muhabbetlerimle selamlıyorum.
Bu meydanda konuşan büyüklerimi hatırlıyorum, bu meydandan kimler geldi geçti? Samimiyetiyle nam salmış Süleyman Demirel burada konuştu. Nezaketiyle nam salmış Bülent Ecevit bu meydanda konuştu. İmanıyla ve mücadele cehdi ile nam salmış Necmettin Erbakan bu meydanda konuştu. Alpaslan Türkeş bu meydanda konuştu. Ordunun duayen siyasetçileri bu meydanda konuştu. Bu meydanda konuşurken gururluyum, onurluyum.’’
‘’O GÜNDEN BERİ ADALETİN, HÜRRİYETİN, EŞİTLİĞİN VE KARDEŞLİĞİN PEŞİNDE KOŞUYORUM VE BU DUYGUYU YAŞATMAK İÇİN DE MÜCADELE EDİYORUM.’’
İsminin anlamına ilişkin konuşan Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu; ‘’Rahmetlik babam biz üç kardeşe ‘Adalet, Müsavat ve Hürriyet’ diye isim koydu. Evlenme cüzdanına da yazdı, dedi ki; ‘Ömrünüz boyunca isminizin anlamının peşinde koşun.’ Ben o günden beri adaletin, hürriyetin, eşitliğin ve kardeşliğin peşinde koşuyorum ve bu duyguyu yaşatmak için de mücadele ediyorum. Türkiye'nin neresinde hangi sorumluluğu üstlendiysem de sizleri doğru temsil etmeye gayret sarf ediyorum.
Hiçbir siyasi kariyer planı yapmadan bugünlere geldim. Yarın ne olacağım diye hiç düşünmedim. Her şeyi tevekkül ile Cenabı Allah'ın takdirine bıraktım. Şimdi huzurunuzda Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan büyük bir siyasi partinin Genel Başkanı olarak bulunuyorum. Çocukluğumdan bugüne kadar yaşadığım ne varsa hepsini sizden öğrendim. Hangi makamda olursam olayım benim için en büyük şeref Fatsa'yı ve Fatsalıları temsil etmektir.
Bu memleket sağcı yetiştirdi, bu memleket solcu yetiştirdi, akıncı yetiştirdi, devrimci yetiştirdi, ülkücü yetiştirdi ama bu memleketten bir tane bile hain çıkmadı. Bize diyorlar ya ‘O güllük gülistanlık Fatsa’dan o kavganın yaşandığı ortamlara nasıl geldiniz?’ Kendi kendimize gelmedik. Biz 60'lı yıllarda doğan çocuklarız. 60'ta ihtilal oldu, çocukluğumuza şekil verdi. 71'de muhtıra oldu, delikanlılığımıza şekil verdi. 80'de ihtilal oldu, gençliğimize ve geleceğimize şekil verdi. Dünyanın başka bir ülkesinde hayatının ilk 20 yılında 2 ihtilal ve 3 ihtilal nitelikli muhtıraya karşı karşıya kalan başka bir millet olamaz. Eğer bizim yaşadıklarımızı Belçikalı yaşasaydı, Hollandalı yaşasaydı, Lüksemburglu yaşasaydı 250 metreye bir tımarhane kurarlardı. Ama biz Allah'ın izniyle yine vatan ve millet sevgimizle ve Atatürk sevgimizle, Cumhuriyete olan bağlılığımızla yine meydanlardayız, yine söz hüküm sahibiyiz. Geride bıraktığımız günlerdeki acılarımıza tebessüm ediyoruz. Bizler dünden bugüne kavgalarını taşımayan insanlarız. Bizler barışabilen, bizler kaynaşabilen, bizler anlaşabilen, bizler kucaklaşabilen insanlarız. Hep bize büyüklerimiz sahip çıktı. Sokaklarda kavga ettiğimiz dönemlerde dahi bir düşmanlık oluşmasın diye, ailelerimizin kucağında bize her zaman olduğu gibi yine sevgi aşılandı, iyilik öğretildi. Husumet ve düşmanlık değil, kardeşlik öğretildi. Bize onu öğreten, üzerimizde hakkı olan her büyüğüme huzurunuzda tekrar şükranlarımı sunuyorum. Yetişmeme katkısı olan öğretmenlerimin ellerinden öpüyorum. Allah'a şükürler olsun ki sizlerin ve onların elinde büyümüş ve serpilmişiz.
Rahmetli Demirel'e soruyorlar, diyorlar ki ‘Cumhuriyet nedir?’ ‘Beni İslamköy'den alıp Cumhurbaşkanı yapan rejimin adıdır Cumhuriyet.’ diyor. Ben de şimdi size diyorum ki ‘Beni Fatsa'dan alıp İYİ Parti'nin başına Genel Başkan yapan umudun adıdır Cumhuriyet.’ Buraya siyaset yapmaya gelmedim. Bir günlüğüne siyasetten kaçıp uzaklaşıp gönül limanınıza sığınmaya geldim. Çıktığım bütün yolculukların manevi kalesidir Fatsa. Ama bir liman da gönlünüzün dışında başka bir yerde var. Buradan kuş uçuşu bir saat falan tutar, Samsun Limanı. Biz niye hep bir ve birlikteyiz biliyor musunuz? Hep o limana yanaşacak Bandırma Vapuru’ndan inecek Mustafa Kemal Atatürk'ü bekliyoruz. Onun kurduğu Cumhuriyetin, o Cumhuriyetin değerlerinin, o Cumhuriyetin bize sağladığı imkânların sonuna kadar peşinde olma iradesini sergileyeceğimizden asla ve kata şüpheniz olmasın.’’
‘’BENİM VATANDAŞIMIN BU DENLİ BÜYÜK DERTLERLE KARŞI KARŞIYA BULUNDUĞU BİR DÖNEMDE, DÖRT MEVSİMİ KARA KIŞ GİBİ YAŞADIĞI BİR DÖNEMDE, HİÇBİR SİYASETÇİYE BU MEYDANLARDA BAHARI YAŞATMAYACAĞIM!’’
Meydanlar sahipsiz, meydanlar öksüz. Meydanlarda artık Türkiye'nin geleceği konuşulmuyor. Bu meydanların artık sahipsiz bırakılmaması ve bir umut meşalesinin yeniden yakılmasına ihtiyacı var. Emeklisiyle, dulu ve yetimiyle atanamayan öğretmeniyle, tenceresini kaynatamayan sabit gelirlisiyle, kendisine vize kuyruklarında istikbal arayan gençlerimizle bir ve beraber olmaya ve onların hak ve hukukunu savunmaya devam edeceğim. Benim vatandaşımın bu denli büyük dertlerle karşı karşıya bulunduğu bir dönemde, dört mevsimi kara kış gibi yaşadığı bir dönemde, hiçbir siyasetçiye bu meydanlarda baharı yaşatmayacağımın sözünü veriyorum. Türkiye'nin yıkıcı sorunlarını unutup unutturmaya çalışarak sıradan tartışmalar yaratmak isteyenlerin de oyununa düşmeyeceğimi açık ve net bir biçimde ifade ediyorum. Türkiye'nin yakıcı sorunlarını konuşmayı bir tarafa bırakıp yapay tartışmalarla bu milletin meşgul edilmesine de asla ve kata izin vermeyeceğim.’’
‘’MİLLÎ EĞİTİM MÜFREDATINDA MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ÜN İZİNİ SİLDİRTMEYECEĞİZ!’’
Gündemde yer alan Anayasa tartışmalarına ve millî eğitim müfredatındaki değişikliklere değinen Genel Başkanımız konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:
‘’Bugün gündemde bulunan Anayasa tartışmalarının ve yine bugün gündeme taşınan millî eğitimdeki müfredat tartışmalarının elbette ki bir tarafı olacağız ama Türkiye'nin büyük problemlerinin üstünü örtmesini vesile olacak bir tartışma zemininin kesinlikle figüranı olmayacağız. Millî eğitim müfredatında Mustafa Kemal Atatürk'ün izini sildirtmeyeceğiz. Ekmek bulup bulamayanların, tencere kaynatıp kaynatamayanların, çocuğuna istikbal temin edip edemeyenlerin, dertlerine derman olma arayışını sürdürmeye devam edeceğiz. ‘Bu dertleri unutun, biz bir anayasa yapacağız, bu dertleri unutturacağız.’ diyenlere de buradan sesleniyorum. Bu millete; ‘Ekmek bulamazsanız anayasa yiyin.’ dedirtmeyeceğiz. Siz yeter ki benim yanımda olun. Siz benim yanımda ve arkamda iseniz ben Müsavat Dervişoğlu, vallahi de billahi de dünyaya kafa tutarım. Haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe, yolsuzluğa, hırsızlığa, uğursuzluğa asil ve soylu Fatsa'dan öğrendiğim direniş kültürüyle başkaldırırım. Şimdi yeni bir yolculuğa kendi şehrimden başlıyorum. Adalet, eşitlik, hürriyet ve kardeşlik peşinde sonuna kadar mücadele edeceğim. Ne görüp öğrendiysem sizden öğrendim, ne yaptıysam sizden öğrendiklerime göre yaptım. Her şeyi sizden, Fatsa'dan, Fatsalılardan, büyüklerimden ve kardeşlerimden öğrendim. İşte ben huzurunuzdayım. Ben sizin Müsavatınız olmaya sonuna kadar devam edeceğimin müjdesini ve yeminini vermek için bugün buradayım. Sıradan sebeplerle haksız birtakım gayelerle meşgul edilmenizi de asla ve kata istemiyorum.’’
‘’CENABI ALLAH NASİP EDECEK BİR GÜN BU MEYDANA SADECE BİR PARTİNİN GENEL BAŞKANI OLARAK DEĞİL, BU ÜLKEYİ YÖNETEN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU OLARAK GELECEĞİM.’’
Hayatı boyunca hiçbir kariyer planı yapmadığını ifade ederek konuşmasını sürdüren Genel Başkanımız, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
‘’Hayatım boyunca şahsımla ilgili hiçbir kariyer planı yapmadım, hiçbir şahsi hesabın içine de düşmedim. Her şeyi Cenabıhakk’a teslim ettim ve dedim ki; ‘Allah'ım bana hayırlı olanı nasip et, bana hayırlı olan milletime hayırlı olsun. Bana hayırlı olan ülkeme ve memleketime hayırlı olsun. Bana hayırlı olan aileme hayırlı olsun.’ Cenabı Allah'tan bu duanın karşılığı olarak ne istediysem de aldım. Ona binlerce kez şükürler olsun. Mademki ben bir hayır istedim ve o hayır bana nasip oldu; biz o hayrın peşine hep birlikte müştereken el ele, gönül gönle, kol kola koşmaya devam edeceğiz. Hayrın peşinde koşacağız ve göreceksiniz Cenabı Allah nasip edecek bir gün bu meydana sadece bir partinin Genel Başkanı olarak değil, içinizden çıkmış bir evladınız olarak, bu ülkeyi yöneten Müsavat Dervişoğlu olarak geleceğim. Bunun ilk kıvılcımının yakıldığı yerdir Fatsa. Çünkü bu kıvılcımın yakıldığı yer aslında maziye dönerseniz ilk kararın alındığı yerdir Fatsa. Taşına, toprağına, deresine, suyuna, ormanına kurban olduğum memleketim. Ben sizin iradenize kendimi teslim ediyorum. Bu meydanda bulunan herkesin farklı düşüncelerden gelmiş insanlar olduğunu da biliyorum. Biz eğer Fatsa'yı birleştirebilirsek adınız gibi emin olun Türkiye’yi de birleştiririz. Türkiye'ye de kardeşlik getiririz. Türkiye'ye de barış getiririz. Türkiye'ye de huzur getiririz.’’