GENEL BAŞKANIMIZ SAYIN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU SZC TV'DE: ZAMANINI BEKLEYECEĞİM

GERİ DÖN

TV Programları

GENEL BAŞKANIMIZ SAYIN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU SZC TV'DE: ZAMANINI BEKLEYECEĞİM

 

GENEL BAŞKANIMIZ SAYIN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU, SÖZCÜ TV’DE SERAP BELOVACIKLI’NIN GÜNDEME DAİR SORULARINI YANITLADI

 

 

 

Terörsüz Türkiye adıyla yürütülen süreç kapsamında yaşanan gelişmeler sorulan Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Bu süreç tüm engelleme gayretlerimize rağmen, kurgulayıcıların belirlediği plan üzerine yürütülmeye çalışılıyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki sayısal çoğunluklarına güvenerek yaşama geçirdikleri bu sürecin, kendileri tarafından kabul görmüş olsa da Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin asıl gücünün dayanağı olan büyük Türk milleti tarafından kabul göreceği kanaatinde değilim” dedi.

 

KOMİSYONDA BULUNMANIZI SORGULAYIN”

 

Süreç kapsamında kuruluna komisyona değinen Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “En başından itibaren siyasi partilere, özellikle muhalefet partilerine çağrıda bulunarak; bu komisyonun meşrulaştırılmasına katkı sağlamaktan uzak durmalarını ifade ettim. Sayısı ve karar nisabı belirlenen bir komisyonun içerisinde, sadece figüran olacaklarına dair kaygılarımı ekledim. 51 kişiden müteşekkil bu komisyonun, karar nisabı da aslında nitelikli çoğunluk. Bu komisyonu kuranlar o nitelikli çoğunluğu çok önceden hazırladılar. Bu komisyonun alacağı kararlara karşı olanlar ve aleyhte oy kullanmış olsalar dahi komisyonun hayal ettiği senaryonun yaşama geçmesini engelleyemeyeceklerdir. Dolayısıyla orada bulunup bu komisyona meşruiyet kazandırmalarının mahsurlarına işaret ettim. Benim söylediklerim şimdi anlaşılıyor. İmralı'ya gitmediği için kendini olumlamaya çalışan siyasi partilerin, o komisyonda bulunmalarını sorgulamaları gerektiği hususunun altını çiziyorum” ifadelerini kullandı.

 

BU SÜREÇ ÖCALAN’IN ÖZGÜRLÜĞÜNÜ SAĞLAMAYA YÖNELİK ADIMLAR İÇERECEK”

 

Süreç için “Terörsüz Türkiye'nin inşasıyla bir alakası yok” değerlendirmesini yapan Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Bu süreç neresinden bakarsanız bakın abdullah öcalan'a özgürlüğünü sağlamak ve buna bağlı olarak da kendisiyle birlikte örgütünde bulunan bazı kişilerin siyaset yapma hakkının sağlanmasına yönelik adımlar içerecektir. Böyle devam edecek ama Türk milletine nasıl kabul ettirecekler onu zaman içerisinde göreceğiz” şeklinde konuştu.

 

CUMHURBAŞKANI OLARAK ZİYADESİYLE TEDBİRLİ AMA AK PARTİ GENEL BAŞKANI OLARAK İŞTAHLI”

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sürece yönelik tutumu sorulan Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Sayın Cumhurbaşkanı bu konuyla ilgili Son derece dikkatli davranıyor. Cumhurbaşkanı’nın biliyorsunuz iki şapkası var. Bunlardan bir tanesi Cumhurbaşkanlığı şapkası, bir diğeri de AK Parti Genel Başkanlığı şapkası. Cumhurbaşkanı olarak konuya ziyadesiyle tedbirli yaklaşıyor ama AK Parti Genel Başkanı olarak kendisinin iştahlı davrandığını söyleyebilirim. Bunun hangi amacı taşıdığına dair yorumlarda muhteliftir.” yanıtını verdi.

 

CUMHURİYETSİZ BİR TÜRKİYE, TÜRK’SÜZ BİR CUMHURİYET İSTİYORLAR”

 

“Ben bunu üç aşamalı bir plan olarak değerlendiriyorum” diyen Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın bir kere daha cumhurbaşkanı adayı olması ve cumhurbaşkanı olarak seçilmesi birinci adımdır. abdullah öcalan’ın hürriyetine kavuşturulması ikincisidir. Büyük Ortadoğu Projesi’nin yol taşlarının yeniden döşenmeye çalışılmasıdır. Bir adım sonrası ki, kalkışma diye tarif ettiğim şey odur. Cumhuriyetsiz bir Türkiye, Türksüz bir Cumhuriyet’tir. O sebeple son derece dikkatli davranılması icap eden bu tehlikeli durumun milletimiz tarafından ciddiye alınması gerekir” değerlendirmesini yaptı.

 

KORSAN KOMİSYON, TBMM’Yİ SUÇA ALET ETME MEKANİZMASI”

 

Terör örgütü elebaşı abdullah öcalan’ın isteği ile kurulduğunu söylediği komisyonun yetkisiz olduğuna işaret eden Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Bu korsan komisyon, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni suça alet etme mekanizması. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir sorun görüşülecek ve çözüme bağlanacaksa, bu kabil korsan komisyonların kurulmasına hiç gerek yok. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin gündemine getirirsiniz. Ayrıca bu komisyon defalarca kapalı oturum yapmış. Alınmış olan kararlar milletten saklanıyor ve 10 yıllık bir zamanda da bütün bunlar konuşulmayacak. Ayrıca İmralı’ya gidildi ama komisyon tarafından açıklanan bir bildirgesi yok. Orada ne konuşulduğuna dair rivayetler muhtelif. Biz bütün bunları örgütün üst düzey yöneticilerinin yaptığı açıklamalardan ve açık kaynaklardan öğreniyoruz” dedi.

 

ABDULLAH ÖCALAN’IN SÜRECİN EN ÖNEMLİ AKTÖRÜ OLARAK TANIMLANMASI İÇİMİ ACITIYOR”

 

Sürecin en önemli aktörü olarak abdullah öcalan’ın gösterilmesine sert çıkan Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Bu benim içimi acıtıyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bitti de mi, bu problemin çözülmesi için en önemli aktör olarak bu cani belirleniyor. Türkiye'de sosyolojiyi en iyi bilen, jeopolitiği en iyi bilen, bölge coğrafyasını en iyi bilen, bölgedeki tarihsel olayları en iyi bilen, bölgedeki etnik ve mezhebi olaylarla ilgili en çok fikir sahibi olan kişi mi abdullah öcalan? Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde bu problemin çözümü için helal süt emmiş bir devlet adamı kalmadı mı? Kimdir abdullah öcalan? abdullah öcalan 50 bin evladımızın katili, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluş akdine itiraz eden, büyük Türk milletinin kardeşliğine tecavüz etmeye kalkışan, vatanın bölünmez bütünlüğünü zaafa uğratmaya çabalayan, milli kimliğimizi alaşağı etmeye yönelik adımları 50 senedir kurgulayıp yaşama geçiren bir terörist başıdır. Dolayısıyla ona böyle bir misyonun yüklenmesi ve bu ülkede siyaset yapan müesseselerin başka hesaplarla bütün bu olup bitenlere seyirci kalması hazin bir durumdur” ifadelerini kullandı.

 

BİTİRİLME NOKTASINA GELMİŞ TERÖR ÖRGÜTÜNE CAN SUYU ANLAMI TAŞIYOR”

 

Türkiye’nin bütün gücüyle terör örgütünü bitirme noktasına getirdiğini dile getiren Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu,

“Ayrıca Türkiye'yi yönettiğini iddia edenlerin kritik makamlarda bulunan bazı görevlileri de terör örgütünün Türkiye'de sıfırlandığını, kalan 50-60 kişinin de ayakkabı numarasına kadar bilindiğini ifade ettiler. En zor koşullarda bütün bu mücadeleyi veren ve pkk’nın çatı örgütü kck’nın şemsiyesi altında bulunan örgütleri bitirme noktasına geldi Türk Silahlı Kuvvetleri.

Meseleye bu yönüyle baktığınızda bitirilme noktasına gelmiş bir terör örgütüne can suyu vermekten başka bir anlam taşımıyor; müzakere masasında abdullah öcalan ın varlığının olması gerektiği iddiasında bulunmak” şeklinde konuştu.

 

SİZ DARAĞACINA TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ’Nİ TAŞIMAK İSTİYORSUNUZ”

 

“Terörsüz Türkiye’yi istemiyor musunuz?” şeklindeki tepkilere yanıt veren Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Kim istemez? Ya da Terörist Türkiye'yi bizim kadar kim isteyebilir? Bundan canı yanan biziz. Şehit cenazeleri al bayrağa sarılmış tabutlarla gelirken yüreği yanan biziz. ‘Terörsüz Türkiye'ye karşı çıkıyorlar’ diye itham ediliyoruz. Ondan sonra da ‘Biz bu problemi çözelim de gerekirse dar ağacına gidelim’ diyorlar. Siz darağacına Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni taşımak istiyorsunuz. Bunun için verilmesi gereken bir can varsa ve bu can eğer terörist Türkiye'nin, huzur içerisinde refah içerisinde yaşayan bir Türkiye'nin inşasına katkı sağlayacaksa ben canımı vereyim. Zaten binlerce can verdik. Bu coğrafyada dünden bugüne can veriyoruz. Dolayısıyla böyle ham ve hamasi söylemlerle bu işlerin üstesinden gelmek mümkün değil” dedi.

 

CANİ BAŞINI BÜTÜN KÜRTLERİN TEMSİLCİSİ DURUMUNA GETİRİRSENİZ…”

 

“abdullah öcalan eşittir pkk, o da eşittir Kürtler” yaklaşımının tehlikelerine değinen Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Cani başını bütün Kürtlerin temsilcisi durumuna getirirseniz, bütün Kürtlerin kendisini farklı hissetmesine sebep olabilirsiniz. Dışarıdan bakan herkesin Kürtleri farklı görmesine de sebep olabilirsiniz. Bu milli varlığımıza yöneltilmiş en büyük tehdittir. Bütün bu sürece karşı çıkarken kullandığım dili, Kürt kardeşlerimiz adına bir savunma hattı oluşturmak düşüncesiyle inşa etmeye çalışıyorum. O sebepten dolayı söylediklerimin herkes tarafından ciddiye alınmasının tarafından temenni edildiğini ifade ediyorum.” açıklamasını yaptı.

 

BİRİNCİ AÇILIM SÜRECİNDE SUÇ DUYURUSUNDA BULUNMUŞLARDI”

 

“Bugün mevcut süreci başlatan, destekleyen kişilerin birinci açılım sürecindeki beyanları da dikkat çekici” diyen Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “O dönemde buna vesile olanlara suç duyurusunda bulunulmuştur. Bu bir siyasi partinin öncülüğünde yapılmıştır. Bugün İmralı'ya gidilme hususunu vazgeçilmez şart koşan siyasi partinin genel başkanı, o zamanki süreçle alakalı olarak o sürece dahil olanların haklarında suç duyurusunda bulunmuştur” şeklinde konuştu.

 

SİYASİ BEKLENTİLERİNE KARŞILIK VEREBİLECEK BİR VASATIN OLUŞTURULABİLMESİ İÇİN BU SÜREÇTEN İSTİFADE ETMEYE ÇALIŞIYOR”

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hitaben kaleme aldığı açık mektuplara değinen Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Sayın Cumhurbaşkanı’nın konuyla ilgili vaziyet almasını istedim. Türkiye'deki bütün düzenlemeleri, bütün kararları tek başına alabilecek bir kudretin sahibi kendisi. Dolayısıyla İmralı meselesiyle alakalı olarak sürecin kendisi tarafından kapatılmasını talep ettim. Ayrıca her yetkiyi kullanan Tayyip Erdoğan, bu konudaki yetkiyi komisyona devrediyorsa sistemin ruhuna karşı bir durumun da ortaya çıktığını; mademki böyle bir durum ortada var, o zaman bunu meşrulaştırmak için parlamenter demokratik sisteme geçişin yol haritasını tanzim etmenin daha kolay olduğunu ifade ettim. Ama söylediklerimizden herhangi bir ders çıkarılmadı. Çünkü Sayın Cumhurbaşkanı hangi konuda hangi şapkayı kullanarak karar veriyor onu kestirebilmek de zorlanıyorum. Erdoğan, AK Parti'nin Genel Başkanı olarak saldırıyor ama kendisini Cumhurbaşkanı kalkanıyla koruyor. Burada da aynı durum. Yetkiyi sanki paylaşılmış gibi başkasına bırakıyor ama Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı olarak arzuladığının yaşama geçirilmesinin önünü açıyor. Bir adım daha ileriye giderek söyleyeyim; siyasi beklentilerine karşılık verebilecek bir vasatın oluşturulabilmesi için bu süreçten istifade etmeye çalışıyor” dedi.

 

BU BELAYI TÜRK MİLLETİNİN BAŞINA AÇANLARIN, TELAFİ ETME İMKÂNI HENÜZ MEVCUTKEN BU YOLDAN DÖNMELERİNİ TAVSİYE EDİYORUM”

 

Türkiye’yi yönetenlerin bir ev ödevi ile karşı karşıya olduğunu savunan Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Büyük Ortadoğu Projesi’nde Türkiye'ye en başından yüklenen rol ve Türkiye'nin birinci ağızdan bu projenin eş başkanı olmakla övünmesi, bu projenin eş başkanlığının büyüsüne kapılmış olması hali; birtakım tavizlerin yaşama geçirilmesinin önünü açmış olabilir. Ve Türkiye'nin yaşadığı bölgenin risklerinden kaynaklı olarak farklı tehditlerle karşı karşıya bırakılması da mümkün hale gelebilir. Onun için Türk milletinin birliğe, beraberliğe, bütünlüğe ihtiyacı vardı. Bu belayı Türk milletinin başına açanların, telafi etme imkânı henüz mevcutken bu yoldan dönmelerini tavsiye ediyorum. Aksi takdirde bu olayların sonuçları itibariyle Türkiye’de birtakım olumsuzluklara vesile olması kaçınılmaz hale gelecektir.” ifadesini kullandı.

 

ZAMANINI BEKLEYECEĞİM”

 

Terör örgütü elebaşı abdullah öcalan’ın, örgütünün işlediği bütün suçların faili durumunda olduğuna işaret eden Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Suç işlemeye devam eden bir adamı, 25 yıllık bir tutukluluk süresinden sonra umut hakkından yararlanacak bir hale getirmeye çalışırsanız; işte bu anayasanın, işte bu hukukun, işte bu adaletin çiğnenmesi anlamına da gelir. Bu yönüyle baktığınızda; hukuksuzluğun, devleti yönetenler tarafından temin edilmiş bir argüman olarak bir suçlunun lehine kullanılacağı neticesi söz konusu olur. Bu da bir suçun işlenmesi halidir. Ben bu suçu tanımladığımda ve bu suçun zaman aşımı olmadığını ifade ettiğimde; hangi sözlerin muhatabı olduğuma şahitsiniz. Bu suçu zaman aşımı yok. ‘Madem orta yerde bir suç var savcılığa müracaat et ve suç duyurusunda bulun’ Hangi sonucun çıkacağını biliyorum. Müracaat edeceğim ve takipsizlik kararıyla bu müracaat akamete uğratılacak. Ben de diyorum ki; zamanını bekleyeceğim. Zamanı geldi mi bu suçun hesabının sorulması lazım” diye ekledi.

 

CESEDİMİ ÇİĞNEMEDEN GELEMEZ”

 

öcalan’ın Meclis’e gelmesi durumunda ne hissedeceği sorulan Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Cesedimi çiğnemeden gelemez demiştim. Sözümün arkasındayım. ‘abdullah öcalan gelsin, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde konuşsun. Örgütünü feshetsin ve umut hakkından sonuna kadar yararlansın’ demek zaten ona bir özgürlük bahşedilmesinin taahhüdünü vermektir. abdullah öcalan, Ankara'nın Aşağı Ayrancı semtinde oturmuyor ki. Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne nasıl gelecek? Bu işin birinci hedefi umut hakkından yararlanmak. Ben de diyorum ki, hukuken yararlanamaz. Örgütünü hâlâ yönetiyor ve örgütünü hâlâ yönettiğini devlet kabul ediyor” şeklinde konuştu.

 

ZİYARET HEYETİNE ÇAĞRI

 

İmralı’daki görüşmede neler konuşulduğunun açıklanması gerektiğine vurgu yapan Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Bu memlekete zerre saygıları varsa, bu milletin mensubu olmalarıyla iftihar ediyorlarsa o caninin sözlerini sır gibi saklamasınlar. Türkiye’den ne istiyor, ifade etsinler. Özgürlük istiyor, canilere siyaset yolunun açılması istiyor, üniter yapıyı zaafa uğratacak anayasal değişiklikler istiyor, Anayasamızın 66. Maddesinde ifadesini bulan vatandaşlık tanımının değiştirilmesi, dolayısıyla milli kimliğimizin tahrip edilmesini istiyor” diye ekledi.

 

BİRİSİ SİYASETEN VE BEDENEN KENDİNİ FEDA EDECEKSE BEN BUNA HAZIRIM”

 

Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Bu gidişat doğru bir gidişat değil. Eğer birisi siyaseten ve bedenen kendini feda edecekse ben buna hazırım. Ama açık ve net olarak söylüyorum bu mücadeleyi sadece milliyetçi reflekslerle, Türk milletine duyduğum mensubiyetin bir asabiye dönüşmüş haliyle ifade etmiyorum. Türkler ve Kürtler adına bir savunma hattı oluşturmak için konuşuyorum ve herkes tarafından doğru anlaşılmayı arzuluyorum. Bu gidişat doğru gidişat değil. Bu yeniden Cumhurbaşkanı seçilmek için atılmış bir adım olarak kabul edilemez. Bu; Türkiye'nin birliğine, beraberliğine, üniter devlet yapısına, vatan bütünlüğüne kastedilmesi halidir. Bu Cumhuriyete karşı bir kalkışmadır. Cumhuriyet’in inşa ettiği birliğim bozulmasıdır.” ifadelerini kullandı.

 

BİR ŞEY DEĞİŞİRSE, HERKES BİLSİN Kİ ÇOK ŞEY DEĞİŞECEKTİR”

 

Sürece karşı İYİ Parti’nin çözüm önerisi sorulan Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, şunları söyledi:

 

“Türkiye’de problemin tanımının doğru yapılması lazım. Terörsüz Türkiye ile ilgili bir şey mi yapıyoruz, yoksa birtakım hakların talep edilmesine yönelik bazı adımlar mı atıyoruz? Türkiye’nin her yerinde hüküm süren son derece ciddi bir adaletsizlik var. Yine Türkiye’nin her tarafında hüküm süren ciddi bir özgürlük kısıtlaması var. Türkiye’nin her yerinde hüküm süren eşitsizlikler var. Bütün bunların ortadan kaldırılması hâli, aslına bakarsanız birçok sorunun çözülmesinin dayanağını oluşturacak. O sebeple sorunları doğru bir biçimde ele alma imkânı da verecek. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yönetenlerin bu iradeyle hareket etmeleri hâlinde, çok kısa zamanda sorunların çözülmesi noktasında doğru adımların atılabilmesi mümkün olur.

O sebeple meseleyi, yani salt terör üzerinden değerlendiremezsiniz. Tarihi birtakım birikimlerin, Türkiye’de yaşanan eşitsizliklerin, bölge coğrafyasında hüküm süren feodalitenin oluşturduğu olumsuzlukların; etnik kökenden ve mezhepten kaynaklı olarak emperyalist güçlerin bölge coğrafyasında hâkimiyet temin ve tesis etmesini sağlamak adına uygulamaya koydukları senaryoların doğru analiz edilmesinin gerekliliği hususlarına özen göstermesi lazım. Türkiye sıradan bir ülke değil. Ben her fırsatta söylüyorum; cennet mekân Dündar Taşer’in ifadesiyle: ‘Türk milleti, çadırını sırtlanların geçiş yolu üzerine kurmuştur.’ Dolayısıyla bu bölgede elbette ki varlığınızı sürdürebilmek için güce ihtiyacınız vardır. Devlet, eğer gücünü kaybeder ve yönetme kabiliyetini yitirirse bu riskler oluşur. Bugün iş başında bulunan hükümet çeyrek asırdır iş başındadır. Dolayısıyla Türkiye’deki bütün olumsuzlukların müsebbibidir, sorumlusudur.

25 yıldır bu ülkeyi yönetiyorsunuz ve çözülmesi icap eden sorunlar bir kartopu gibi büyüyerek önünüze gelmeye devam ediyorsa, yönetim zaaflarının araştırılması lazımdır. Ve bunu değiştirecek olan da Türk milletidir. O sebeple ben her fırsatta söylüyorum: 25 yılın içinde elbette yapılmış doğru işler vardır; ama olumsuz ne varsa, hangi olumsuzluk varsa bunun sorumlusu da iş başında bulunan iktidar ve bu iktidara güç veren siyasi kadrolardır. Dolayısıyla ‘Neyi nasıl düzelteceksiniz?’ sorusunun ya da ‘Ne yapacaksınız?’ sorusunun birinci adımında milletin ne yapması gerekir, onu konuşmak lazım. Millet öncelikle bir şeyi değiştirmek zorundadır. Bir şey değişirse, herkes bilsin ki çok şey değişecektir. Ve bu, seçimle gerçekleşecek bir şeydir.”